Pazar, Mart 29, 2009

Demokratik çalışma ve amel ilişkisi

Demokratik Çalışma ve Amel ilişkisi :

İslam adına , müslüman olarak belli bir partinin çalışmalarına katılan kimselerin yaptıkları bu iş, sıhhat şartlarını taşısın taşımasın bir ameldir.
Bu amelde bulunan kimselere bunu neden yaptıklarını soracak olursak
“ İslam ‘ı hakim kılmak için.
“ ya da “ İslam’ın hakim olabilmesi için uygun olmayan bir zemini uygun hale getirebilmek için “ diye cevap vereceklerdir.
Ancak bu konuda hatırlanması ve bu gerekçeyi ileri sürenlere hatırlatılması gereken bir husus vardır.
İslam’ın hakim kılınması için Allah ve Rasulu tarafından öngörülmüş bir yol,bir yöntem,bir süreç yok mudur?.
Bizler bu konuda şeriaatte bir boşluk olmadığına inanıyoruz.
Dolayısı ile bu konuda izlenmesi gereken yolun belirleyici çizgilerinin ne olduğu hususunda herhangi bir kapalılık olduğuna inanmıyoruz.
Bu konuda kısa olarak şunları hatırlatmakta fayda vardır.

İslam’ın hakim kılınma süreci; başta Hz. Peygamber‘in siretinden (hayatı) olmak üzere , peygamberlerin bize nakledilen sahih uygulamalarından öğrendiğimize göre ; belli başlı 3 karakteristik aşama arzeder.

Bu aşamalar birbirinden kopuk ve ayrı değil, aksine birbirini tamamlayıcıdır.

Bunlar ise

1- Tebliğ

2- Hicret

3- Cihad

Daveti, tebliği kabul eden müminler, davetçi etrafında toplanır, belli bir dönem sonra egemen düzen bunlara sadece “Rabbımız Allah’tır.“ dedikleri için baskı ve zulumler yapmaya, onları davalarından uzaklaştırmaya çalışır.
Böylece Hak davanın takipçileri ile cahili düzen arasında bir mücadele başlar.
Bu mücadele sırasında kimisi davası yolunda,
İmanı uğrunda şehid düşer,
Kimisi maazallah irtidat eder,
Kimisi de, Allah kendileri ile zalim ve cahili kavimleri arasında hak ile hükmünü verinceye kadar sabreder,
İzlemesi gereken çizgiden sapmaz, taviz vermeye yanaşmaz.
Peygamberlerin İslam’ı egemen kılmak sürecinde izledikleri yol ve bu yolun izlenmesi esnasında karşılaşılan manzara kısaca budur!.
Bu yolun ısrarla izlemenin dünyada mutlaka İslam’ın hakimiyeti ile sonuçlanması şartı ya da garantisi yoktur.Fakat bu yolu tavizsiz bir şekilde izlemeye devam edenlerin, salih bir amelde aranan diğer şartlara da sahip olmaları şartıyla, bu uğurdaki, mücadelelerinin mükafatını alacaklarında şüphe yoktur.
Buna uygun olmayan herhangi bir yol, İslam’ın bu konudaki değer hükümlerine göre en azından merdut bir bid’attir.

Pazar, Mayıs 25, 2008

Namazın Terki

NAMAZIN TERKİ

ترك الصلاة عمدًا وإخراجهاعن وقتهاتهاوونًا

الحديث التاسع والعشرون

عَنْ جابرِ بنِ عَبْدِاللَّهِ رضيَ اللَّهُ عنهما قالَ َقالَ رَسولَ اللَّهِ صلى اللّه عليه وسلّم ][: بَيْنَ الرَّجلِ وَبَيْنَ الكُفْرِ تَرْكُ الصَّلاَةِ[

رواه أحمدومسلم

Yirmidokuzuncu Hadis-i Şerif.

Abdullah oğlu Cabir’den(RA):(1)

[Kişi ile küfür arasında namazın terki vardır.]

(Ahmed ve Müslim)

İZAHI: namazın ihtimamına(mühim olduğuna)binaen zikretmiştir.Çünkü namaza inanmıyarak terk eden kafir olduğu gibi,Oruç,zekat ve hacca inanmıyarak terk edenler de kafir olur.Yani namaza iman etmiyerek terk eden küfrün içine yuvarlanır.Fakat farziyetine inandığı halde tenbelliğinden terk edenler günahkar olur;beher namaz için-tevbesiz ölürse-yetmiş sene cehennem azabını Allah’ın izniyle çekmesi muhakkaktır.Allah dilerse af da edebilir.(Muhakkak Allah(şirk ve küfürden başka dilediği kimselerin bütün günahlarını afveder.Şüphesiz ki,çok bağış ve bol rahmet sahibidir.)(Ez-Zümer suresi,ayet:53)

__________________

(1)Hadisin ravisi olan Cabir (RA),Ensar’ın selemi boyuna mensup Amr oğlu Abdullah’ın oğludur.Ebu Abdullah,Ebu Abdurrahman,ve Ebu Muhammed künyeleri ile meşhurdur.Peygamberimizden çok hadis rivayet etmiştir.Bedir ve Uhud hariç bütün savaşlara iştirak etmiştir.Cemel gecesinde Resulullah(SAS),bu zat için yirmibeş def’a af dilemiştir.Medine’de iki gözü a’ma olduktan sonra hicretin yetmişdördüncü senesinde doksandört yaşında en son sahabi olarak vefat etmiştir.

Cumartesi, Mayıs 24, 2008

Namazın Terki-2

NAMAZIN TERKİ

الحديث الثانِي واللاثون

وعَنْ أنسِ بنِ ملِكٍ رضيَ اللّهُ عنهُ قالَ قالَ

رَسولَ اللّهِ صلي اللّه عليه وسلم مَنْ تَرَكَ الصَّلاةَ مُتَعَمِّدًافَقَدْ كَفَرَ جِهارًا.

رواه الطبراني في اللأوسط

Otuzuncu Hadis-i Şerif:

Malik oğlu Enes’den (RA):

[Namazın (farziyyetine inanmıyarak)kasden terk eden,açıkça kafir olur.] (Taberani,Evsete).

______________________

İZAHI: Bazı mezheblerde namazın farziyetine inanmayan mürted hükmüne tabidir.Eğer namaz kılmayan kadın ise,namaz kıldırtması kocasının vazifesidir.

Kadının Namazı

أَلنِّسَاءِيَّاتْ

KADININ NAMAZI EVİNDE OLMALIDIR

-2صلاة المرأة في بيتها

-25الحديث الخامس والعشرون:

عَنْ أُمِّ حُمَيهدٍ امهرَأَةِأَبي حُمَيْدٍالسَّاعِدِيِّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهَاأَنَّهَاجَاءَتْ إِلَىالنَّبِيِّ صل اللّهعليه وسلّم فَقَالَتْ :

يَارَسُولَ اللَّهِ إِنِّى أَحَبُّ الصَّلاَةََ مَعَكَ قَالَ قَدْعَلِمتُ أَنَّكِ تُحِبِّينَالصَّلاَةَََ مَعي وَصَلاَتُك فِي بَيْتَك خََيْرٌمِنْ صَلاَتِك فِي حُجْرَتِك وَصَلاَتُكِ فَي حُجْرتِكِ خَْرٌ مِنْ صَلاَتِك فِي دَارِكِ خََيْرٌ منْ صَلاَتِكِ فِي مَسْجِدِ قَوْمَكِ وَصَلاَتُكِ فِي مَسْجِدِ قَوْمِكِ خَيْرٌ مِنْ مَسْجِدي قَالَ فَأَمَرْتْ فبُنِيَ لَهَا َمَسْجدٌفِي أَقْصى شَيْءٍ مِنْ بَيْتِهَا وأَظْلَمِه وَكََانَتْ نُصَلِّي فِيهِ حَتَّى لَقِيَتْ اللَّهَ عَزَّ وَجلَّ .

رواه أحمدوابن حيان

Yirmi Beşinci Hadis:

Ebu Hümeyd Es-Sadi’nin Hanımı Ümmü Hümeyd (RD)’den:

[Resulüllah (SAS)’a gelip,(Ey Allah’ın Resulü seninle beraber namaz kılmayı seviyorum(ne buyurulur?.]

Resullüllah (SAV):[Benimle namaz kılmayı sevdiğini biliyorum.Fakat bilmiş ol ki, (namazın için yapılmış) evinde kıldığın namaz.evin açık bir yerinde,odanda kıldığın namazdan daha hayırlıdır.Odanda kıldığın namaz,evin açık bir yerinde (salonda) kıldığın namazdan daha hayırlıdır.(umuma açık) evinde kıldığın namazın,mahallen ve kavmine mahsus mescide kıldığın namazdan daha üstün ve hayırlıdır.Kavmine aid camideki namazın,bu cami-i şerifimde kılınan namazından daha hayırlıdır.]

[Hadisin ravisi der:Bu kadıncağıza,emir ettiği gibi;evin en derin ve karanlık köşesinde kendisine has bir mescid yapıldı.Allah’a vasıl oluncaya kadar orada namazını kılmaya devam etti.]

(Ahmed ve İbn-i Hibban rivayet ettiler)

Kadın

KADININ TÜMÜ AVRETTİR

الحديث اسادس والعشرون

عَنِ ابْنِ عُمَرَ رَضِي اللَّهُ عَنْهما عَنْ رَسول اللَّهِ صلّى اللَّه عليه وسلّم قَالَ :المَرْأَةُعَوْرَةٌ وَإِنْهَا إِذا خَرَجَتْ مِنْ بَيْتِهَا اسْتَشْرَ فَهَا الشَّيْطَانُ وَإِنَّهَالاَتَسْكُونُ أقْرَبَ إِلى اللَّهِ مِنْهَا فِي قَعْرِ بَيْتِهَا.

Yirmi Altıncı Hadis.

İbn-i Ömer’den(RA):

[Kadının tümü avrettir.Muhakkak ki,kadın evinden çıkınca şeytan onu gözetir.Kadının Allah’a en yakın olduğu vakit,evinin derinliğine gömüldüğü vakittir.]

İZAHI: (kadının tümü avrettir) İfadesi,kadının bedeninin örtülü olmasının lazım olduğunu belirtiyor.Hanefi mezhebi hariç,diğer mezheplerde gerek namazda,gerek namaz dışında eller ve yüz dahil kadının bütün bedeni avrettir.Hür bir kadının avreti,Hanefi mezhebinde aşağıdaki tafsilata göre beyan edilmiştir.

Hür kadının bütün bedeni avrettir.Ancak yüz el ve ayaklar müstesna.Bunlar avret olmakla beraber açık bulunursa namazı ifsad etmez.Hür hanım saçı ve örgüleri de fetvaya göre avrettir.gösterilmesi caiz değildir.

Hülasa:Hiçbir zaman hür kadının açık-saçık gezmesi şer’an caiz olmadığı gibi meleklerin lanetine de sebeb olur.Ancak,evin dahilinde namahrem bulunmazsa veya ani olarak namahremin girmesi muhtemel değil ise,o zaman açılması zaruri olan-baş,kol,gerdan,ayak gibi-yerlerini açabilir.

Kadının Namazı-2

NAMAZIN TERKİ

الحديث الثلاثون

وعَنْ بُرَيْدَةَ رَضيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ سَمِعْتُ رَسولَ اللَّهِ صلى اللّه عليه وسلم. يَقولُ: العَهْدُ الذي بَيْنَنَاوَبَيْنَهُمْ الصَّلاَةُفَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ.

رواه أحمدوأبوداود

Otuzuncu Hadis-i Şerif:

Büreyde’den((RA):

{Bizimle onlar arasındaki ahid(söz ve emniyet)namazdır.O halde namazı terk eden küfre düşer.)} (Ahmed ve Ebu Davud)

______________________

İZAHI: Daha önce söylediğimiz gibi,namazın farziyetine inanmıyarak terk eden kafir olur.Yoksa gevşeklik göstererek farz olduğuna inandığı halde terk eden fasık ve günahkardır.Kafir olmaz.Fakat İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin içtihadına göre hapsolunur,dövülür ve kendisine az yemek verilir.Bu hal namaz kılıncaya kadar devam eder.

Kadının Namazı

أَلنِّسَاءِيَّاتْ

KADININ NAMAZI

الحديث اسابع والعشرون27-

عَنْ عَبْدِاللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ رَضيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبي صلي اللّه عليه وسلّم, قَالَ: صَلاَةُ الْمَرْأَةِ فِي بَيْتِهَا أفْضَلُ مِنْ صَلاَتِهَافِي حُجْرَتِهَاوَصَلاتُهَافِي مِخْدَعِهَا أَفْضَلُ مِنْ صَلاَتِهَافِي بَيْتِهَا[

رواه أبوداود

Mes’ud oğlu Abdullah’dan (RA).

[Kadının(hususi ve dahili)odasındaki namazı,salondaki namazından üstündür.Evin içerisindeki yatak odasındaki namazı,umuma açık bulunan evde kılınan namazından daha üstündür.]

(Ebu Davud)

İZAHI:{Evindeki} tabiri namaz için inşa edilen ev mescidini ifade etmektedir.Zira İslamın şa’şaalı devrinde her evin içinde kadınlara mahsus ev mescidleri vardı.

Bu hadis-i şerif ve benzerleri kadını evinden ayrılmamaya teşvik etmektedir.Çünkü İslamın şerefine yakışır hareket de ancak budur.

Allah’ın Resulü(SAV),kerimesi Hazreti Fatıme’den sordu:[Kadın için en hayırlısısı nedir?.]

Fatıme(RA):Erkeğe görünmemek ve erkeği görmemektir.]Bu cevap üzere Resulüllah kızını kucaklıyarak başından öptü.[Biri diğerinden olan bir nesildir.]mealindeki ayeti okudu.(3.cild İhya-i Ulüm’d-din,Nikah bahsine bak).

Kadının Namazı

KADININ NAMAZI EVİNDE MAKBULDÜR

الحديث الثامن والعشرون

عَنْ ابْنِ مَسْعودٍ رَضيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ: صلّى اللّه عليه وسلّم النِّساءُ عَوْرَةٌ وَإِنَّ الْمَرْأَةَََ لَتَخْرُجُ مِنْ بَيْتِهَاوَمَابِهاباسٌ فَيَسْتَشْرِفُهاالشَّيطانُ فَيَقولُ إِنَّكِ لاتَمُرِّينَ بِأحَدٍإِلاَّ أعْجبَتْهِ وإِنَّ المَرأةََ لَتَلْبِسُ ثِيَابَها فَيُقالُ أيْنَ تُريدين.? فَتقولُ أَعودُ مَريدضًا أَو أشْهَدُ جَنازَةً. أَوأُصَلِّي فِي مَسْجِدٍ وَمَاعَبَدَت امْرَأةٌربَّهامِثْلَ أَنْ تَعْبُدُهُ فِي مَسْجِدٍ.

Yirmi sekizinci hadis

İbn-i Mes’ud’dan(RD)

[Kadınlar tamamen avrettir.Muhakkak kadın,günahsız olarak evinden çıkar,hemen kendisini gözeten şeytan yanına yaklaşır.(Sen kimin yanından geçersen o seni takdir eder ve güzelliğine hayran kalır.)der.Kadın süslendiğinde(Nereye gidiyorsun)denildiği zaman,(Hastayı ziyaret veya cenazeyi techiz veya camide namaz kılmaya gidiyorum.)der.Halbuki evinde olduğu gibi hiçbir yerde Rabbine ibadet etmiş olamaz.]

İZAHI: Hastanın ziyaret edilmesi,cenazenin techiz ve tekfinine gidilmesi,camide ibadet edilmesi kadın için caiz ise de fitneye vesile olmaması için evinden ayrılmaması daha uygun ve evladır.Hele genç kadınalr için hiç de ruhsat yoktur.Böyle bir çıkıştan şiddetle hazer etmelidir.

FAKİRLİK ve SABIR

الفقروالصبرر عليه

الحديث الخمسون والمانة:

عن ابن عباس رضي اللّه عنهماعن النَّبي صلى اللّه عليه وسلّم قال]: اطَّلعْتُ في الجنّةِ فَرَأيتُ أكثرَأهلها الفقراء.واطَّلَعْتُ في اللنَّارفَرأيتُ أكثر أهلهاالنّساء[.ومن حديث ابن عمر] أكثرأهلهاالأغنياءوالنساء[

Fakirlik ve Sabır

Yüzellinci Hadis-i Şerif

İbn-i Abbas’dan (RA)

[Cennete baktım,cennettekilerin çoğu fakirlerdi;Cehenneme baktım,oradakilerin çoğu kadındı.ibn-i ömer’in rivayetinde;Cehennemliklerin çoğu zenginlerle kadınlardı.] yani Allah’a inanmayan kısımlarından olan azgın zenginler ve azgın kadınlar idi…

Pazar, Mayıs 18, 2008

Kuran'ı Delik Deşik Etti

Kuran'ı Delik Deşik Etti
İşte Hain Düşmanın ettikleri.
O düşmanki Türkiye hükümetinin Dostudur,Müttefiğidir,Kardeşidir.Okuyun.
Kuran'ı Delik Deşik Etti

19 Mayıs 2008 08:10
Bağdat’ta bir Amerikan askeri Kuran’ı hedef tahtası olarak kullanıp,
silahıyla delik deşik etti. Aşiret ayaklanınca Pentegon devreye girdi.

Amerikan askerleri Irak’ta bir skandala
daha imza attı. Bağdat’ın Rıdvaniye köyünde görev yapan bir Amerikan askeri 9 Mayıs günü Kuran’ı hedef tahtası olarak kullandı. CNN daha sonradan gördüğü Kuran’ın üzerinde birçok kurşun deliği olduğunu ve bazı sayfaların karalandığını söyledi. Köylüler delik deşik olan Kuran’ı bulduğunda yüzlerce kişi sokağa döküldü. Aşiret liderleri “Bu bütün islam dünyasına karşı saygısızlıktır” dedi. İslam Hocaları Derneği ise “Allah’ın kitabına karşı işlenen bu suçu ve buna sessiz kalanları kınıyoruz” açıklamasını yaptı.Özür için Kuran’ı öptülerOlayların büyümesinin ardından Pentagon harekete geçerek Bağdat’taki Amerikan güçlerinin komutanı Tümgeneral Jeffrey Hammond’u köye gönderdi. Hammond, aşiret reisleri için resmi bir tören düzenleyerek “Gözlerimin içine bakın ve lütfen beni ve askerlerimi affedin. Ben bu ülkeye sizi korumaya geldim, size zarar vermeye değil. Yaşananlar kabul edilemez” dedi. Bir başka askeri görevli de yeni bir Kuran’ı öpüp aşiret reislerine hediye etti. Törende ismi açıklanmayan askerin özür mektubu da okundu. Mektupta “Hareketlerimini iki ülke arasındaki işbirliğini bozmayacağını umuyorum. Sorumsuz davrandım ama kalbimde kötülük yoktu” ifadeleri yer aldı. Askerin başka bir görev için ABD’ye gönderildiği öğrenildi.
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=169565

Perşembe, Mart 27, 2008

Cumartesi, Şubat 16, 2008

Çağdaş Öğüt


Tabloyu Tıkla
Müslümanlar Bu çağda Yaşamıyormuş.
Halbuki bu saydıklarım,İslam Dininden Öncede vardı.Acaba kim çağdışı?.

Perşembe, Aralık 27, 2007

İlahi Dinle

M.Dursun - Sabret Bacım
Dinle/ İzle
M.Eminay-Çağırayım Mevlam
Dinle/ İzle
A.Önül - Yalancısın
Dinle/ İzle
E.Aydoğan - Yakma Ya Rabbi
Dinle/ İzle
Celaleddin - Sana Geldim
Dinle/ İzle
F.Eroğlu - Cennetine
Dinle/ İzle
S.Yusuf - Ya Mustafa
Dinle/ İzle
H.Dursun - Nasibim Alsam
Dinle/ İzle
M. Gökçe - Ya Rasulallah
Dinle/ İzle

Perşembe, Aralık 20, 2007

Pazartesi, Aralık 17, 2007

Münafıklık.:...

"Bu küfür türü, kişinin kalbiyle inanmadığı halde zahirde diliyle tasdik ettiğini söylemesi, diliyle ve hareketleriyle hakka bağlanmış gibi görünmesidir.
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:
“İnsanlardan bazıları, inanmadıkları halde “Allah’a ve ahiret gününe inandık” derler. Onlar Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.” (Bakara: 8-9)
“Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür. Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmelerindendir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Munafikun: 2-3)"
HAKSES: Nifak Küfrü:

Pazar, Aralık 16, 2007

Kul'un Rabbini Bilmesi

KUR'AN: Kul'un Rabbini Bilmesi: "Kul'un Rabbini Bilmesi
KULUN RABBİNİ BİLMESİ

Sana rabbin kim? diye sorulduğu zaman şöyle cevap ver: Benim Rabbim Allah'tır. O ki beni ve bütün yaratılmışları (alemleri) nimeti ile terbiye eden, yetiştiren Allah'tır. O benim kendisine ibadet ettiğim, O'ndan başka hiç bir ilahın olmadığı Allah'tır. Buna delil ise Yüce Allah'ın şu sözüdür:">...Devam>>>

Pazartesi, Ekim 15, 2007

KÜFÜR ve ŞİRK KISIMLARI-2....

KÜFÜR,İnkar Ve Hakkı Gizleme Küfrü
Bu küfür çeşidinde kişi hakkı bilip kalbiyle tasdik eder fakat lisanıyla yalanlayıp tasdik etmemiş gibi görünür.Mearic el Kabul kitabının yazarı şöyle dedi:“Doğruluğunu bildiği halde hakkı gizlemek, inkar ve gizleme küfrüdür.Allah (c.c)şöyle buyuruyor:“Kendileri de buna yakinen inandıkları halde zulüm ve kibirlerinden ötürü hakkı inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak.” (Neml: 14)

*“Daha önce kafirlere karşı zafer isterlerken kendilerine Allah katından ellerindeki (Tevrat’ı) doğrulayan bir kitap gelip de (Tevrat’tan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince onu inkar ettiler. İşte Allah’ın laneti böyle inkarcılaradır.” (Bakara: 89)“Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (o kitapta ki rasulü) öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen onlardan bir gurup bile bile gerçeği gizler. Gerçek olan, Rabbinden gelendir. O halde kuşkulananlardan olma.” (Bakara: 146-147)
*
(Mearic’el Kabul c: 2 s: 19)İbn Kayyım dedi ki: “Allah (c.c) Firavun ve kavmi hakkında şöyle buyurdu:“Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde zulüm ve kibirlerinden dolayı hakkı inkar ettiler.” (Neml: 14)Allah (c.c), rasulüne şöyle buyurdu:“Aslında onlar seni yalanlamıyorlar. Fakat o zalimler, açıkça Allah’ın ayetlerini inkar ediyorlar.” (En’am: 33)
*
Bu küfür çeşidi yalanlama küfrü olarak isimlendirilse de doğru olur. Çünkü burada dille yalanlama vardır.” (Medaric’us-Salikiyin c: 1 s: 337)
*
KÜFÜR,Hakta Şüphe Etme Küfrü
Allah (c.c)şöyle buyuruyor:“(Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi: “Bunun hiç bir zaman yok olacağını sanmam. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki (orada) bundan daha hayırlı bir akibet bulurum. Karşılıklı konuştuğu arkadaşı ona hitaben dedi ki: “Sen, seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam biçimine sokan Allah’ı mı inkar etmek istedin. Fakat O, benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.” (Kehf: 35-38)İbn Kayyım dedi ki:“Şüphe küfründe ise kişi, ne tam olarak bir şeyin doğruluğuna inanır ne de onu yalanlar. Sadece onda şüphe eder. Şayet şüphe içinde olan kişi, rasulün doğruluğunu bildiren ayetleri okumaktan, dinlemekten ve düşünmekten yüz çevirmezse, şüphesi ortadan kalkar. Bu ayetleri okuyan, dinleyen ve düşünen kişide şüphe kalmaz. Çünkü bunların doğruluğa delalet etmesi, güneşin gündüze delalet etmesi gibidir.” (Medaricu’s-Salikiyn c: 1, s: 338)
*
KÜFÜR
Cehalet küfrü iki çeşittir.
a) - Basit cehalet: Bazı fetret ehillerinde ve kendisine davet ulaşmayanlarda olduğu gibi, baştan olayı (hakkı) duymamak.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“İnkar edenleri uyarsan da uyarmasan da birdir onlar iman etmezler.” (Bakara: 6)
*
Bu ayeti kerimede Allah (c.c), risaletten ve hüccetin ikame edilmesinden önce kafirlikleri belli olan bir kavimden bahsediyor. Onlardan bir kısmı kendilerine hüccet ikame edildikten sonra iman etmiş, bazıları ise küfürde devam etmişlerdir.İbni Kayyım (r.a) şöyle diyor:“İslam; Allah (c.c)’ı birlemek, tek olan ve şeriki olmayan Allah (c.c)’a ibadet etmek, Allah (c.c)’a, rasulune ve rasulün bildirdiklerine iman edip tabi olmaktır. Bunları yerine getirmeyen kul, müslüman değildir. Şayet bunları yerine getirmeyen, bilerek inkar eden inatçı kafir değilse, o taktirde cahil kafirdir.” (Tariku’l Hicreteyn s: 382)Risalet hücceti ikame edilmeden veya tebliğ ulaşmadan önce de küfür ve şirk işleyenin, müşrik ve kafir olarak isimlendirildiğine dair bir çok delil vardır. Daha önce bunların bir kısmını açıklamıştık.
*
b) - Koyu cehalet: Bu cehalet türü ise; kişinin bir şeye gerçekte olduğundan başka bir şekilde iman etmesidir. Mesela; başlangıçta İsa (a.s)’a iman edip daha sonra sapan, akideleri ve düşünceleri bozulan hristiyanları, onlara benzeyen fakat kendilerini İslama nisbet edip de tağutlara ve yıldızlara tapanları, vahdeti vucütçuları, hulul ve ittihad inancına sahip olanları, evliyalara şeyhlere tapanları ve bunlar gibi bozuk akidelere sahip olanları gösterebiliriz.İbn Teymiye (r.a) dedi ki:“Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:“Yahudiler gazaba uğramışlar hristiyanlar ise sapmışlardır.” Çünkü yahudiler hakkı, oğullarını bildikleri gibi biliyorlardı. Fakat hakka tabi olmamışlardı. Onların kibir ve hasetleri, hakkı görmemezlikten gelip düşmanlık etmelerine sebep oldu. Hristiyanlara gelince, onların içinde Allah (c.c)’a çok ibadet eden kişiler vardır. Ayrıca onların kalbi daha ince ve merhametlidir. Ruhbaniyyeti icad etmişlerdir. Fakat onlarda ilim yoktur. Bu yüzden sapmışlardır. Yahudiler hakkı bildikleri halde tabi olmazlar, hristiyanlar ise hakka tabi olmak istedikleri halde cehaletlerinden dolayı sapmışlardır. Cehaletlerinin yanında bunların sapmalarının diğer bir sebebi ise zanlarına ve hevalarına tabi olmalarıdır.
*
Bu sebeple, gerçekte ne yararlanılacak faydalı bir bilgiye ne de Allah (c.c)’a ibadet isteğine sahiptirler...” (El-İman’il Evsat risalesi s: 70-71)“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Ayetin bu bölümünün manası ise şöyledir. Eğer adaletli söze çağırdığınız o kimseler, bu sözden yüz çevirip küfrü seçerlerse ey mü’minler! Siz onlara şöyle deyin: “Kabul etmeyip yüz çevirdiğiniz Allah’ı tevhid etmeyi, ibadeti O’na has kılmayı, O’nun tek ilah olduğunu ve O’nun hiçbir ortağı olmadığını biz kabul ediyoruz, buna şahit olun.Yani biz, hem dilimizle hem de kalbimizle Allah (c.c)’a boyun eğerek ibadeti sadece O’na yapıyoruz ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmuyoruz.”
*
(Taberi Tefsiri)İmam Kurtubi bu ayet hakkında şöyle dedi:1 - Hasan b. Zeyd ve Süddi’ye göre ayetteki hitap Necran ahalisinedir. Katade, İbn Cüreyc ve başkalarına göre hitap Medine yahudilerinedir. Çünkü onlar din adamlarını itaat konusunda rab seviyesine çıkardılar. Başka alimlere göre ise bu hitap hem yahudilere, hem hristiyanlaradır. Rasulullah (s.a.s) Hırakl’e gönderdiği mektupta şöyle yazdırdı:“Bismillahirrahmanirrahim!Allah (c.c)’ın Rasulü Muhammed’den Rumun büyüğü Hırakl’e…Hidayete uyanlara selam olsun! Ben seni İslama çağırıyorum. Müslüman ol ki selamete eresin. Müslüman ol ki Allah (c.c) senin ecrini iki kat versin. Eğer İslamdan yüz çevirirsen günahınla beraber hıristiyan çiftçilerin günahı da senin boynunadır.“Ey Kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’ na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allahı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere sizinle bizim aramızdaki müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun, deyin.” (Al-i İmran: 64)
*
(Müslim)2 - “Allah (c.c)’tan başka birbirimizi rab olarak benimsememek üzere...” Yani; herhangi birimize, helali haram, haramı helal yapma konusunda tabi olup itaat etmeyelim. Bu Allah (c.c)’nun şu sözüne benzemektedir:“Allah’ı bırakıp din adamlarını, rahiplerini....rab edindiler.” Yani; Allah (c.c)’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılma konusunda onlara itaat ederek onları rab seviyesine çıkarttılar.3 - “Yüz çevirirlerse...” Yani; çağrılan şeylerden yüz çevirip kabul etmezlerse onlara “bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin” yani; biz müslümanız, İslam’ın hükümlerine boyun eğdik, Allah’ın bizim üzerimizdeki nimetlerini ve fazlını kabul ettik. O’ndan başka hiç bir şeyi; ne İsa’yı ne Uzeyr’i ne de melekleri rab edinmeyiz. Çünkü onların hepsi de bizim gibi Allahın yarattığı birer varlıktır.Yine Allahın helalini haram haramını helal kılan rahiplerin bu yaptığını reddederiz. Eğer bu konuda onlara itaat edersek onları Allah’tan başka rab edinmiş oluruz.”
*
(Kurtubi Tefsiri)İbni Kesir, aşağıdaki ayetin tefsirinde şöyle dedi:“Ey kitap ehli!... Müşterek olan söze gelin.” Ayetteki bu hitap; ehli kitap ve ona benzer kişileredir. Müşterek olan sözden kasıt; ikimizin de söylediği ve kabul ettiği adaletli sözdür. Sonra Allah (c.c) bu sözü açıklayarak şöyle buyuruyor:“Birbirimizi rab edinmemek üzere…” Yani; ne puta ne haça ne tağuta ne ateşe ne de herhangi bir şeye tapmayalım. İbadeti sadece tek olan ve ortağı olmayan Allah’a has kılalım. Bu; bütün rasullerin ilk çağırdığı şeydir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Muhakkak biz her ümmete Allaha ibadet edin, tağuttan kaçının demesi için bir rasul gönderdik.” (Nahl:36)
*
Cureyc dedi ki:“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Yani; Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim.”İkrime ise; birbirimize secde etmeyelim, dedi.“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Eğer bu adaletli sözü kabul etmeyip yüz çevirirlerse siz onlara, İslam üzerinde olduğunuzu ve Allah’ın hükümlerine uymaya devam ettiğinizi söyleyin.”(Sonra İbni Kesir, Hırakl’e gönderilen mektubla ilgili hadisi zikretti) (İbn Kesir Tefsiri)Şevkani bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Bu ayet; Mesih’i ve Uzeyr’i rab edinenlere bir azarlama, edindikleri bu ilahların kendileri gibi birer beşer olduğuna bir işaret ve aynı zamanda din konusunda, din adamlarını taklid ederek helal dediklerini helal, haram dediklerini haram kabul edenler için bir alçaltmadır. Çünkü böyle yapan kişi taklit ettiği kişiyi rab edinmiş demektir. Şu ayetin manası da buna benzer.“Allah’ı bırakıp, din adamlarını, rahiplerini...rab edindiler.” (Tevbe: 31)
*
(Sonra Hırakl’e gönderilen mektupla ilgili hadisi zikretmeye başladı.)” (Şevkani-Fethul Kadir Tefsiri)İşte bu ayeti kerimeyi ve müfessirlerin bu ayeti kerime hakkındaki sözlerini zikrettikten sonra anlaşılmaktadır ki bu ayeti kerime apaçık bir şekilde, şüpheye mahal bırakmadan, kulların canlarını ve mallarını koruyabilmeleri ve zahiren müslüman sayılabilmeleri için yapmaları gereken şeyleri anlatmaktadır. Ayete göre onlardan istenilen şey; yalnız Allah (c.c)’a ibadet etmek, Ona hiçbir şeyi ortak koşmamak ve Allah’tan başka ibadet edilen sahte ilahlardan, tağutlardan ve rablerden beri olup uzak durmak, sadece Allah (c.c)’ın hükümlerine muhakeme olmak ve hiç bir şeyi bu konuda Allah (c.c)’a denk tutmamaktır.Müfessirlerin bu ayeti tefsir ederken Rasulullah’ın Hırakl’e gönderdiği mektubu zikretmeleri, ayette istenilen şeyin; zahiren dünya ahkamını uygulamanın şart olduğuna ve kanla malı koruyan la ilahe illallah sözünün manasını açıklamasına apaçık bir delil olmasındandır. Şeriat, bir kavme, bir yerde; “Ey kitap ehli!… Müşterek olan söze gelin” diye emrediyor,
*
Başka bir yerde de bir kavme hitabederek; “insanlarla la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum” diyorsa ve her iki yerdeki insanlar da aynı ise bu gösteriyor ki; ayetin ve hadisin manası birbirine uygundur. Buna göre kişiye ancak, hem ayetten hem de hadisten istenilen şey yerine getirildiğinde zahiren müslüman hükmü verilir, can ve mal ancak o zaman korunur. İnsanların kalbinden geçenlerin durumu ise Allah (c.c)’a aittir.Ayetten ve hadisten istenilen ise; tevhide bağlanmak ve şirkin her çeşidini reddetmektir. Bu hem sözde hem amelde gerçekleşmelidir. Hem sözde hem de amelde şirki terkedip tevhide bağlanmak; itaat etmeyi, boyun eğmeyi, tabi olmayı, hüküm verme ve muhakeme olmayı sadece Allah (c.c)’a has kılmayı gerektirir.
*
Yani; yalnız Allah (c.c)’ın kanunlarına ve şeriatine tabi olup bağlanmak, sadece Allah (c.c)’ın helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul etmek, Allah (c.c)’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapanların ise tağut olduğunu kabul edip onları reddetmek, tekfir etmek ve onları tekfir etmeyenleri de tekfir etmek, bütün gücü bu tağutları ortadan kaldırmak için harcamak ve küçük büyük her konuda Allah (c.c)’ın hükmünü tatbik etmektir.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf: 40)

KÜFÜR ve ŞİRK Kısımları-1

KÜFÜR,Hakta Şüphe Etme Küfrü
Allah (c.c)şöyle buyuruyor:“(Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi: “Bunun hiç bir zaman yok olacağını sanmam. Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Şayet Rabbimin huzuruna götürülürsem, hiç şüphem yok ki (orada) bundan daha hayırlı bir akibet bulurum. Karşılıklı konuştuğu arkadaşı ona hitaben dedi ki: “Sen, seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam biçimine sokan Allah’ı mı inkar etmek istedin. Fakat O, benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmam.” (Kehf: 35-38)İbn Kayyım dedi ki:“Şüphe küfründe ise kişi, ne tam olarak bir şeyin doğruluğuna inanır ne de onu yalanlar. Sadece onda şüphe eder. Şayet şüphe içinde olan kişi, rasulün doğruluğunu bildiren ayetleri okumaktan, dinlemekten ve düşünmekten yüz çevirmezse, şüphesi ortadan kalkar. Bu ayetleri okuyan, dinleyen ve düşünen kişide şüphe kalmaz. Çünkü bunların doğruluğa delalet etmesi, güneşin gündüze delalet etmesi gibidir.” (Medaricu’s-Salikiyn c: 1, s: 338)

KÜFÜR,Cehalet Küfrü
Cehalet küfrü iki çeşittir.a) - Basit cehalet: Bazı fetret ehillerinde ve kendisine davet ulaşmayanlarda olduğu gibi, baştan olayı (hakkı) duymamak.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“İnkar edenleri uyarsan da uyarmasan da birdir onlar iman etmezler.” (Bakara: 6)Bu ayeti kerimede Allah (c.c), risaletten ve hüccetin ikame edilmesinden önce kafirlikleri belli olan bir kavimden bahsediyor. Onlardan bir kısmı kendilerine hüccet ikame edildikten sonra iman etmiş, bazıları ise küfürde devam etmişlerdir.İbni Kayyım (r.a) şöyle diyor:“İslam; Allah (c.c)’ı birlemek, tek olan ve şeriki olmayan Allah (c.c)’a ibadet etmek, Allah (c.c)’a, rasulune ve rasulün bildirdiklerine iman edip tabi olmaktır. Bunları yerine getirmeyen kul, müslüman değildir. Şayet bunları yerine getirmeyen, bilerek inkar eden inatçı kafir değilse, o taktirde cahil kafirdir.” (Tariku’l Hicreteyn s: 382)Risalet hücceti ikame edilmeden veya tebliğ ulaşmadan önce de küfür ve şirk işleyenin, müşrik ve kafir olarak isimlendirildiğine dair bir çok delil vardır. Daha önce bunların bir kısmını açıklamıştık.b) - Koyu cehalet: Bu cehalet türü ise; kişinin bir şeye gerçekte olduğundan başka bir şekilde iman etmesidir. Mesela; başlangıçta İsa (a.s)’a iman edip daha sonra sapan, akideleri ve düşünceleri bozulan hristiyanları, onlara benzeyen fakat kendilerini İslama nisbet edip de tağutlara ve yıldızlara tapanları, vahdeti vucütçuları, hulul ve ittihad inancına sahip olanları, evliyalara şeyhlere tapanları ve bunlar gibi bozuk akidelere sahip olanları gösterebiliriz.İbn Teymiye (r.a) dedi ki:“Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:“Yahudiler gazaba uğramışlar hristiyanlar ise sapmışlardır.” Çünkü yahudiler hakkı, oğullarını bildikleri gibi biliyorlardı. Fakat hakka tabi olmamışlardı. Onların kibir ve hasetleri, hakkı görmemezlikten gelip düşmanlık etmelerine sebep oldu. Hristiyanlara gelince, onların içinde Allah (c.c)’a çok ibadet eden kişiler vardır. Ayrıca onların kalbi daha ince ve merhametlidir. Ruhbaniyyeti icad etmişlerdir. Fakat onlarda ilim yoktur. Bu yüzden sapmışlardır. Yahudiler hakkı bildikleri halde tabi olmazlar, hristiyanlar ise hakka tabi olmak istedikleri halde cehaletlerinden dolayı sapmışlardır. Cehaletlerinin yanında bunların sapmalarının diğer bir sebebi ise zanlarına ve hevalarına tabi olmalarıdır. Bu sebeple, gerçekte ne yararlanılacak faydalı bir bilgiye ne de Allah (c.c)’a ibadet isteğine sahiptirler...” (El-İman’il Evsat risalesi s: 70-71) .

KÜFÜR,Yüz Çevirme Küfrü
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıldıkları şeylerden yüz çevirmektedirler.” (Ahkaf: 3)İbni Kayyım dedi ki:“Yüz çevirme küfrüne gelince; kişi, kulağı ve kalbiyle rasulü ne tasdik eder ne de yalanlar. Ne dost edinir ne de düşman. Hiç bir zaman ona gelen şeye kulak vermez. Tıpkı Beni Abd Yaleyl’den birinin Rasulullah (s.a.s)’a dediği gibi:“Vallahi sana bir tek kelime bile söylemeyeceğim. Eğer sen doğru söylüyorsan, sen benim gözümde sana cevap veremeyeceğim kadar yücesin. Eğer yalancı isen seninle konuşulmayacak kadar aşağılık birisin.” (Medaricu’s-Salikiyn c: 1, s: 338) .

KÜFÜR,Nifak Küfrü
Bu küfür türü, kişinin kalbiyle inanmadığı halde zahirde diliyle tasdik ettiğini söylemesi, diliyle ve hareketleriyle hakka bağlanmış gibi görünmesidir.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“İnsanlardan bazıları, inanmadıkları halde “Allah’a ve ahiret gününe inandık” derler. Onlar Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.” (Bakara: 8-9)“Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür. Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkar etmelerindendir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.” (Munafikun: 2-3)

KÜFÜR,İnad Ve Kibirlenme Küfrü
Bu; kişinin hakkı bilip kalben doğruluğuna inandığı, dili ve kalbiyle doğruladığı halde hakka boyun eğmekten, onu uygulamaktan, kalbi ve uzuvlarıyla ona teslim olmaktan kaçınmasıdır.Mearic el Kabul kitabının yazarı şöyle diyor:“Kalbiyle doğruluğunu bilip diliyle itiraf ettiği halde kalp ve uzuvlar bunu pratikte amellerle desteklemezse bu inad ve kibirlenme küfrü olur. İblisin ve rasulün hak olduğunu bildiği halde onu kabul etmiyen yahudilerin çoğunun küfrü bu türdendir. Huyey b. Ahtab, Ka’b b. El Eşref ve diğerlerinin ve inad ile kibirden dolayı namazı terkedenin küfrü de bu türdendir.” (Mearic el Kabul c: 2 s: 19)İbni Kayyım dedi ki:“Kibirlenme ve yüz çevirme küfrüne gelince; iblisin küfrü bu türdendir. Çünkü o Allah’ın emrini inkar etmedi, inkarla karşılık vermedi. Emir karşısında kibirlenip yüz çevirdi. Ayrıca rasulün, Allah (c.c) katından hak ile geldiğini bildiği halde, yüz çevirip kibirlenerek ona tabi olmayan kişinin küfrü de bu türdendir. Zaten Rasulullah (s.a.s)’a düşman olan ve ona karşı çıkanların çoğunun küfrü bu türdendir. Tıpkı Allah (c.c)’nun Firavun ve kavmi hakkında anlattığı gibi:“Kavimleri bize ibadet edip dururken bizim gibi iki insana mı inanacağız.” (Mü’minun: 47)Allah (c.c) rasullere karşı çıkanların, rasullerine şöyle dediklerini bildiriyor:“Sizler de ancak bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsiniz.” (İbrahim: 10)Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Ama onlar, onu yalanladılar.” (Şems: 11)Allah (c.c)’nun şu ayetinde buyurduğu gibi yahudilerin küfrü de bu türdendir.“(Tevrattan) bilip öğrendikleri gerçekler karşılarına dikilince, onu inkar ettiler.” (Bakara: 89)Allah (c.c) ayrıca onlar hakkında şöyle buyuruyor:“Onu, öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.” (Bakara: 146)Ebu Talibi’in küfrü de bu türdendir. Çünkü o, Rasulullah (s.a.s)’i doğrulamış, onun doğruluğunda şüphe etmemiş fakat kabilesine ve ailesine aşırı bağlılığı, babalarını yüceltmesi, onların milletinden yani tabi oldukları şeylerden yüz çevirmek ve onları tekfir etmek istememesi yüzünden İslam’a girmemiştir.” (Medaricüs Salikin c: 1, s: 337)Dikkat edilirse, bu son küfür çeşidinin de bundan önceki küfür çeşitlerinin de meydana geliş sebebi, hakka boyun eğmemek ve ona teslim olmamaktır. Hakkı kabul etmemek ise kendini şu şekillerde gösterir: Kişi ya hakkı, doğru olduğunu kabul etmeyerek reddeder ki, bu inkar küfrüdür ya da kendisinin hakka uymayacağını açıkça ilan eder ki, bu da kibirlenme küfrüdür.

Hakimiyeti Sadece Allah (c.c)'a Has Kılmak
Hayatın her yönünde sadece Allah’ın hükmü uygulanmadıkça İslam tahakkuk etmiş olmaz. Kişinin müslüman olabilmesi için hayatının her alanında sadece Allah (c.c)’ın hükmünü uygulayıp kabul etmesi gerekir.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“De ki: Ey kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere bizimle sizin arasındaki müşterek bir söze gelin! Eğer yüz çevirirlerse, bizim müslüman olduğumuza şahid olun, deyin.” (Al-i İmran: 64)İmam Taberi bu ayet hakkında şöyle dedi:“Allah (c.c) bu ayette şöyle buyuruyor: “Ey Muhammed! Kitap ehline yani, yahudi ve hristiyanlara şöyle de: “Müşterek bir söze gelin.” Yani; aramızda müşterek olan adaletli bir söze gelin. Adaletli sözden kasıt; Allah’ı birlemek, O’ndan başkasına ibadet etmemek, O’ndan başkasına ibadet edenlerden beri ve uzak olmak ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır.“Birbirimizi rab olarak benimsememek.” Yani; Allah’a isyan konusunda birbirimize itaat etmeyelim ve birbirimize Allaha secde ettiğimiz gibi secde etmeyelim.“Eğer yüz çevirirlerse” yani; onların gelmeleri için emrettiğimiz bu adaletli sözden yüz çevirip gelmezlerse, o zaman ey mü’minler! Bu adaletli sözden yüz çevirip gelmeyenlere şöyle deyin: “Şahit olunuz ki biz müslümanız.”Onları rab edinmekten kasıt; Allah’ın yasaklarını ihlal etmede liderlere tabi olup emirlerini dinlemek ve liderlerin yasakladığı şeylerde onlara itaat etmektir. Allah (c.c)’nun aşağıdaki ayette buyurduğu gibi:“Allah’ı bırakıp, din adamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa onlar ancak tek ilaha kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. O, bunların ortak koştuklarından beridir.” (Tevbe: 31)İbin Cerir Taberi, İbni Cureyc’den şöyle nakletmiştir:“Birbirimizi rab edinmemek üzere.” İbni Cerir şöyle dedi: “Yani Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim. Şöyle de denilebilir: Onları rab edinmek, ibadet meseleleri hariç, insanların Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda liderlerine büyüklerine itaat etmeleridir. Onlara namaz kılmasalar bile...“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Ayetin bu bölümünün manası ise şöyledir. Eğer adaletli söze çağırdığınız o kimseler, bu sözden yüz çevirip küfrü seçerlerse ey mü’minler! Siz onlara şöyle deyin: “Kabul etmeyip yüz çevirdiğiniz Allah’ı tevhid etmeyi, ibadeti O’na has kılmayı, O’nun tek ilah olduğunu ve O’nun hiçbir ortağı olmadığını biz kabul ediyoruz, buna şahit olun.Yani biz, hem dilimizle hem de kalbimizle Allah (c.c)’a boyun eğerek ibadeti sadece O’na yapıyoruz ve O’na hiç bir şeyi ortak koşmuyoruz.” (Taberi Tefsiri)İmam Kurtubi bu ayet hakkında şöyle dedi:1 - Hasan b. Zeyd ve Süddi’ye göre ayetteki hitap Necran ahalisinedir. Katade, İbn Cüreyc ve başkalarına göre hitap Medine yahudilerinedir. Çünkü onlar din adamlarını itaat konusunda rab seviyesine çıkardılar. Başka alimlere göre ise bu hitap hem yahudilere, hem hristiyanlaradır. Rasulullah (s.a.s) Hırakl’e gönderdiği mektupta şöyle yazdırdı:“Bismillahirrahmanirrahim!Allah (c.c)’ın Rasulü Muhammed’den Rumun büyüğü Hırakl’e…Hidayete uyanlara selam olsun! Ben seni İslama çağırıyorum. Müslüman ol ki selamete eresin. Müslüman ol ki Allah (c.c) senin ecrini iki kat versin. Eğer İslamdan yüz çevirirsen günahınla beraber hıristiyan çiftçilerin günahı da senin boynunadır.“Ey Kitap ehli! Yalnız Allah’a kulluk etmemiz, O’ na hiç bir şeyi ortak koşmamak ve Allahı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere sizinle bizim aramızdaki müşterek bir söze gelin. Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun, deyin.” (Al-i İmran: 64) (Müslim)2 - “Allah (c.c)’tan başka birbirimizi rab olarak benimsememek üzere...” Yani; herhangi birimize, helali haram, haramı helal yapma konusunda tabi olup itaat etmeyelim. Bu Allah (c.c)’nun şu sözüne benzemektedir:“Allah’ı bırakıp din adamlarını, rahiplerini....rab edindiler.” Yani; Allah (c.c)’ın haram kıldığını helal, helal kıldığını haram kılma konusunda onlara itaat ederek onları rab seviyesine çıkarttılar.3 - “Yüz çevirirlerse...” Yani; çağrılan şeylerden yüz çevirip kabul etmezlerse onlara “bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin” yani; biz müslümanız, İslam’ın hükümlerine boyun eğdik, Allah’ın bizim üzerimizdeki nimetlerini ve fazlını kabul ettik. O’ndan başka hiç bir şeyi; ne İsa’yı ne Uzeyr’i ne de melekleri rab edinmeyiz. Çünkü onların hepsi de bizim gibi Allahın yarattığı birer varlıktır.Yine Allahın helalini haram haramını helal kılan rahiplerin bu yaptığını reddederiz. Eğer bu konuda onlara itaat edersek onları Allah’tan başka rab edinmiş oluruz.” (Kurtubi Tefsiri)İbni Kesir, aşağıdaki ayetin tefsirinde şöyle dedi:“Ey kitap ehli!... Müşterek olan söze gelin.” Ayetteki bu hitap; ehli kitap ve ona benzer kişileredir. Müşterek olan sözden kasıt; ikimizin de söylediği ve kabul ettiği adaletli sözdür. Sonra Allah (c.c) bu sözü açıklayarak şöyle buyuruyor:“Birbirimizi rab edinmemek üzere…” Yani; ne puta ne haça ne tağuta ne ateşe ne de herhangi bir şeye tapmayalım. İbadeti sadece tek olan ve ortağı olmayan Allah’a has kılalım. Bu; bütün rasullerin ilk çağırdığı şeydir. Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Muhakkak biz her ümmete Allaha ibadet edin, tağuttan kaçının demesi için bir rasul gönderdik.” (Nahl:36)Cureyc dedi ki:“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Yani; Allah’ın yasaklarını ihlal konusunda birbirimize itaat etmeyelim.”İkrime ise; birbirimize secde etmeyelim, dedi.“Eğer yüz çevirirlerse bizim müslüman olduğumuza şahit olun deyin!” Eğer bu adaletli sözü kabul etmeyip yüz çevirirlerse siz onlara, İslam üzerinde olduğunuzu ve Allah’ın hükümlerine uymaya devam ettiğinizi söyleyin.”(Sonra İbni Kesir, Hırakl’e gönderilen mektubla ilgili hadisi zikretti) (İbn Kesir Tefsiri)Şevkani bu ayetin tefsirinde şöyle dedi:“Birbirimizi rab edinmeyelim.” Bu ayet; Mesih’i ve Uzeyr’i rab edinenlere bir azarlama, edindikleri bu ilahların kendileri gibi birer beşer olduğuna bir işaret ve aynı zamanda din konusunda, din adamlarını taklid ederek helal dediklerini helal, haram dediklerini haram kabul edenler için bir alçaltmadır. Çünkü böyle yapan kişi taklit ettiği kişiyi rab edinmiş demektir. Şu ayetin manası da buna benzer.“Allah’ı bırakıp, din adamlarını, rahiplerini...rab edindiler.” (Tevbe: 31) (Sonra Hırakl’e gönderilen mektupla ilgili hadisi zikretmeye başladı.)” (Şevkani-Fethul Kadir Tefsiri)İşte bu ayeti kerimeyi ve müfessirlerin bu ayeti kerime hakkındaki sözlerini zikrettikten sonra anlaşılmaktadır ki bu ayeti kerime apaçık bir şekilde, şüpheye mahal bırakmadan, kulların canlarını ve mallarını koruyabilmeleri ve zahiren müslüman sayılabilmeleri için yapmaları gereken şeyleri anlatmaktadır. Ayete göre onlardan istenilen şey; yalnız Allah (c.c)’a ibadet etmek, Ona hiçbir şeyi ortak koşmamak ve Allah’tan başka ibadet edilen sahte ilahlardan, tağutlardan ve rablerden beri olup uzak durmak, sadece Allah (c.c)’ın hükümlerine muhakeme olmak ve hiç bir şeyi bu konuda Allah (c.c)’a denk tutmamaktır.Müfessirlerin bu ayeti tefsir ederken Rasulullah’ın Hırakl’e gönderdiği mektubu zikretmeleri, ayette istenilen şeyin; zahiren dünya ahkamını uygulamanın şart olduğuna ve kanla malı koruyan la ilahe illallah sözünün manasını açıklamasına apaçık bir delil olmasındandır. Şeriat, bir kavme, bir yerde; “Ey kitap ehli!… Müşterek olan söze gelin” diye emrediyor, başka bir yerde de bir kavme hitabederek; “insanlarla la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum” diyorsa ve her iki yerdeki insanlar da aynı ise bu gösteriyor ki; ayetin ve hadisin manası birbirine uygundur. Buna göre kişiye ancak, hem ayetten hem de hadisten istenilen şey yerine getirildiğinde zahiren müslüman hükmü verilir, can ve mal ancak o zaman korunur. İnsanların kalbinden geçenlerin durumu ise Allah (c.c)’a aittir.Ayetten ve hadisten istenilen ise; tevhide bağlanmak ve şirkin her çeşidini reddetmektir. Bu hem sözde hem amelde gerçekleşmelidir. Hem sözde hem de amelde şirki terkedip tevhide bağlanmak; itaat etmeyi, boyun eğmeyi, tabi olmayı, hüküm verme ve muhakeme olmayı sadece Allah (c.c)’a has kılmayı gerektirir. Yani; yalnız Allah (c.c)’ın kanunlarına ve şeriatine tabi olup bağlanmak, sadece Allah (c.c)’ın helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kabul etmek, Allah (c.c)’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal yapanların ise tağut olduğunu kabul edip onları reddetmek, tekfir etmek ve onları tekfir etmeyenleri de tekfir etmek, bütün gücü bu tağutları ortadan kaldırmak için harcamak ve küçük büyük her konuda Allah (c.c)’ın hükmünü tatbik etmektir.Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O’na kulluk etmenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din budur. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf: 40)

KÜFÜR,Yalanlama Küfrü
Allah (c.c) şöyle buyuruyor:“Allah’a karşı yalan uydurandan veya hak kendisine geldikten sonra onu yalanlayandan daha zalim kim vardır? Cehennemde kafirler için bir yer yok mudur?” (Ankebut: 68)Yalanlama küfrü iki çeşittira) - Haber veren kişiyi yalanlama: Bu küfür çeşidi insanın, Rasulullah (s.a.s)’ın haberini ve ona Rabbinden gelen şeyi duyduktan sonra risaletini ve haberini reddedip yalanlamasıdır. Kalpleriyle Rasulullah (s.a.s)’in yalancı olduğuna inananlar gibi...İbni Kayyım dedi ki:“Yalanlama küfrüne gelince: Rasulün yalancı olduğuna inanmaktır. Kafirlerin içinde bu tür küfür azdır. Çünkü Allah (c.c) rasullerini desteklemiş, onların davet ettiği şeyin doğruluğunu göstermesi, karşı çıkanların mazeretlerini yok etmesi için mucizeler ve deliller vermiştir.” (Medaricu’s-Salikiyn c: 1 s: 337)b) - Haberi yalanlamak: Bu küfür çeşidi insanın İslam dininde bilinmesi gerekli olan bir haberi yalanlamasıdır. Namazın, zekatın veya haccın farz olduğunu kabul etmeyen bir kişinin imanı olmadığına hükmedilir. Kelimei şehadet getirse bile...Aynı şekilde zinanın, sebebsiz adam öldürmenin, içkinin, hırsızlığın, faizin veya bunun gibi Allah (c.c) ve rasulünün haber verdiği ve dinde bilinmesi gerekli haram olan şeylerin haramlığını kabul etmemek küfürdür.Dinde bilinmesi gerekli olan şeylerden kasıt ise, genel bilgidir.Yani istisnasız bütün müslümanların bildiği, bilinmemesi mazeret olmayan bilgilerdir.

Blog Listem

  • KUR'AN,IN ANASI - Ali_İmran Suresi - Ayet 7 هُوَ الَّذٖى اَنْزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ اٰيَاتٌ مُحْكَمَاتٌ هُنَّ *اُمُّ الْكِتَابِ* وَ*اُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ* فَاَمَّ...
    11 ay önce
  • ŞİRK ve KÜFÜR: Kadının Namazı - ŞİRK ve KÜFÜR: Kadının Namazı: أَلنِّسَاءِيَّاتْ KADININ NAMAZI EVİNDE OLMALIDIR -2 صلاة المرأة في بيتها -25 الحديث الخامس والعشرون : عَنْ أُمِّ حُمَيهدٍ ا...
    4 yıl önce
  • İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR - İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR .إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ Allah katında tek Din İslâmdır. Laiklik; geniş ve basit tanımı ile, dinin siyasal ha...
    4 yıl önce
  • İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR - İSLÂM’DA LAİKLİK YOKTUR .إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ Allah katında tek Din İslâmdır. Laiklik; geniş ve basit tanımı ile, dinin siyasal ...
    4 yıl önce
  • REÇETE-şiir - Ey yüksek sosyeteye mensup modacı hanım, Eğlence zümresinin başının tacı hanım, Bu metod ki, sizlerin müsbet ilâcı hanım: Dışının görünüşü içinin aynasıdı...
    4 yıl önce
  • SAAT KODLARI - http://sitene-kod-ekle.tr.gg/saat-kodlar&%23305;-flashl&%23305;--k1-.oe.rnekli-k2-.htm
    7 yıl önce
  • Manyaklara Güzel Cevap - Örtünmek İslamın Emridir. Helal olsun bu müslüman kardeşimize.İslamı hakkıyla savunuyor. CHP'den,İSLAM DİNİNE HÜCUM CHP Deşifre Olmuştur Bunlar,Türbanlıyı m...
    8 yıl önce
  • HIRİSTİYANLAR PİSLİKTİR SEVİLMEZ - وَقَالُواْ لَن يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلاَّ مَن كَانَ هُوداً أَوْ نَصَارَى تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُواْ بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ *(BAKAR...
    8 yıl önce
  • Hıristiyanlar Sevilmez - وَقَالُواْ لَن يَدْخُلَ الْجَنَّةَ إِلاَّ مَن كَانَ هُوداً أَوْ نَصَارَى تِلْكَ أَمَانِيُّهُمْ قُلْ هَاتُواْ بُرْهَانَكُمْ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ *(BAKAR...
    8 yıl önce
  • Hak Din İslamdır - بسم الله الرحمن الرحيم السلام عليكم ورحمة الله وبركاته (ÂLİ IMRÂN suresi 19. ayet) إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُو...
    8 yıl önce
  • İki Yüzlülük - 259) İki Yüzlülüğün Kötülenmesi Bu bölümdeki bir ayet ve iki hadis-i şeriften insanların iki yüzlülüklerini herkesten gizleyebileceklerini, fakat Allah’tan...
    8 yıl önce
  • İki Yüzlülük - İki Yüzlülüğün Kötülenmesi 259) İki Yüzlülüğün Kötülenmesi Bu bölümdeki bir ayet ve iki hadis-i şeriften insanların iki yüzlülüklerini herkesten gizleyebile...
    8 yıl önce
  • HUDÛD (İSLAM CEZA HUKUKU) - 15: HUDÛD (İSLAM CEZA HUKUKU) *BÖLÜM: 1* *Ø** KENDILERINDEN KALEM KALDIRILAN, CEZA VERILMEYEN KIMSELER VAR MIDIR?* *1423-* Ali (r.a.)’den rivâyete göre,...
    9 yıl önce
  • SAPIKLIĞA DÜŞEN KAVİMLERİN GÖRÜŞLERİ - Şimdi bizim sapık kavimlerin rububiyetle ilgili görüşlerini incelememiz Kur’an-ı Kerim’in onları hangi noktalardan ve niçin reddetme yoluna gittiğini ve b...
    9 yıl önce
  • Demokratik çalışma ve amel ilişkisi - *Demokratik Çalışma ve Amel ilişkisi :* İslam adına , müslüman olarak belli bir partinin çalışmalarına katılan kimselerin yaptıkları bu iş, sıhhat şartl...
    9 yıl önce
  • İBNİ TEYMİYYE-8.CİLT - بســـم الله الرحمن الرحيم "(İyi bilinmelidir ki) Allah'ın dostlarına hiçbir korku yoktur ve onlar üzülecek de değildirler. Onlar, iman edip (gerektiği gi...
    9 yıl önce
  • Çay Sohbeti - *İBN-İ TEYMİYYE** ve İBN-İ TEYMİYYE-7.Cilt ve İBNİ TEYMİYYE-8.CİLT* *İslâm Güneşi,Mekke'den Doğar.Dünyayı Aydınlatır.* *İslâm Bahçesinde,Dinî Yazı,Resim ve...
    9 yıl önce
  • Lanetlikler - الحديث الرابعوالثمانون عن أبي هريرة رضي اللّه عنه قال لَعَنَ رسولُ اللَّهِ صلى اللَّه عليه وسلّم مُخَنَّثِي الرِّجالِ الذينَ يتَبَّهونَ بالنِّساءِوالمُتَ...
    10 yıl önce